Oyun İnceleme – The Pedestrian

Başlarken;

Bir sabah uyandınız ve evet artık 18 yaşına girmiş bir bireysiniz. Hayallerinizin arasında ehliyet almak olduğunu varsayalım. Tabi ki tabelaları ezberlemeden olmaz. Sınavında “Bak bakalım bu tabela ne anlama geliyor?” sorusuna geldiğinizde “Neydi bu ya?!” söylemleri ile bakışıyorsunuz. “The Pedestrian” başka bir şekilde anlatılamaz sanırım. Bazen sizi bulmacalarında öyle bir kitliyor ki “Yeter artık nolur.” diyen bir halde buluyorsunuz kendinizi.

Yakın zamanda oynadığım ve oynarken her saniyesinden zevk aldığım “The Pedestrian”, Bugün bu oyunu mercek altına alıyoruz.

Genel Bilgiler;

  • Oyun Adı :
    • The Pedestrian
  • Tür(ler) :
    • Side-Scroller
    • Bulmaca
  • Metacritic (Meta Skoru) :
    • 81 (2 Temmuz 2022 tarihinde alınmıştır.)
  • Metacritic (Kullanıcı Skoru) :
    • 7.5 (2 Temmuz 2022 tarihinde alınmıştır.)
  • Geliştirici :
    • Skookum Arts LLC
  • Yayımcı :
    • Skookum Arts LLC
  • Platform(lar) :
    • PC (Windows / Linux / MacOS)
    • PlayStation 4 / 5
    • Nintendo Switch
    • Xbox One / Series

Ekran Görüntüleri;

Kişisel Değerlendirme;

“The Pedestrian” kendisini çok fazla tekrar edecek ve büyük ihtimalle oyun süresini uzatmak için saçma sapan birçok bulmacayı tekrar edecek korkusuyla başına oturduğum bir bulmaca oyunu oldu. Fakat sonuna ulaştığım o an haksızlık ettiğimi anladım.

Hikaye ve oyun ile ilgili spoiler vermeden bahsetmeye çalışalım. Yani oyun üzerinize kürekle hikaye atmıyor ama altında yatan bir mesaj olduğunu jenerik akmaya başladığında hissediyorsunuz. Şahsi görüşüm oyuncuya bir şeyler sorgulatmaya çalışan bir oyun “The Pedestrian”. Kendi düşüncem ile yorumladığım hikayeyi “Spoiler” başlığı altında okuyabilirsiniz.

Bulmacaları genel olarak “Hadi buradan şu aracı getirmenin bir yolunu bulalım.”, “Bak sen bir şeyler bulmuşsun ama bunu nerede kullanacağız?” yapısına sahip olsa da bunu oyun mekaniği ile süslediğinde normal bir bulmaca oyunu olmaktan çıkıyor. Oyun içerisinde tabelalar arasında sıkışmış ve bölümü tamamlamak için “Çıkış Kapısı” ibaresine ulaşmaya çalışan bir yayayı canlandırıyoruz. Bazı bölümler tek bir tabela içinde sıkışan karakterimiz, bazı bölümlerinde birden fazla tabela ile ilgilenmek zorunda kalıyor. Biz oyuncu olarak, karakterimizin bu tabelalar arasında geçiş sağlayabileceği kapı ve merdiven bağlantıları yapmak ile yükümlüyüz. İlerledikçe sıkılacağınızı düşünseniz de her seferinde yeni bir mekanik eklemeyi eksik etmiyor. İstemsizce yeni bir mekaniğin oyuna sürekli olarak dahil edilmesi oyuncunun gözünde “Ne kadar fazla şey oldu yeter artık!” söylemine yol açacakmış gibi gözükse de “The Pedestrian” bu mekanikleri çok tatlı bir seviyede koruyarak ilerliyor.

Oyun süresi olarak yaklaşık 4.5 – 5 saat arası tükettiğim bu ürün şahsi görüşüm olarak, fiyatının hakkını fazlasıyla veriyor. Jenerik ile karşı karşıya kaldığımda “Daha, biraz daha uzun olsaydı…” söyleminde bulunsam da üzerinden geçen birkaç gün sonrasında tadında bittiğini fark ediyorum. Çünkü daha uzun bir oynanış süresi verseydi bence oyuncu fazlasıyla yorulabilir ve sıkılabilirdi. Tadı damağımda kalmış olan ve diğer oyuncuların yorumlarını okuduğumda benimle hemfikir olanlarını da görmek gerçekten güzel.

Kişisel Değerlendirme (SPOILER);

Mekanikler için bir örnek veremeden geçemeyeceğim. Kapı ve merdiven bağlantılarını yaptınız. Bu bağlantıyı kullanarak diğer tabelaya geçiş sağladınız. Geçiş yapılan bu bağlantı kopartıldığı an tüm bulmaca sıfırlanıyor. Sonrasında bulmaca alanına giren “Yeşil Gaz” olarak isimlendireceğim bir mekanik ile karşılaşıyoruz. Gaz, bağlantısı yapılan tabelanın içerisi, bulmaca sıfırlansa dahi artık sıfırlanmıyor. Bu ve bunun gibi mekanik yenilemeleri ile bulmacalar yeniden şekilleniyor ve “Ben ne yapacağım şimdi ya?” düşüncesi ve hoşnutluğu ile başbaşa bırakıyor oyuncuyu.

Oyunun son perdesinden önce sizi her ne kadar bir tabela sınırlarında tutmaya çalışsa da aslında bir o kadar da sınırsız davrandıran bir hareket ile ters köşe yapıyor. Tabelalardan çıkıp gerçek hayatta aktarıyor ve tabelalara bakan bir insan gözünden oynamaya başlıyorsunuz. İlerledikçe gerçek dünyada da tabela sınırlarına benzer bir şekilde hapsolduğunuzu ve “Çıkış Kapısı” bulmak için çabaladığınızı farkediyorsunuz. Oyunun bu anında yaşadığım his; elde edilen o an ki zıplayış bir o kadar sınırsız hissettirirken, sınırlandırılmış bir dünyada kaldığımız gerçeğini yüzüne vurmadan edemiyor. Yaşantımızda bile kurallar ve yasalar gibi, düşüncelerimizi ve vaktimizi bile sınırlar içerisinde hapsettiğimizi unutmamak gerek…

İnceleme Kaynakları;

“Hayır bak o tabela park yasak demek. Ne? Hayır hayır duraklamak ve park yasak o tabela değil!”. Yaşantımızda bile kurallar ve yasalar gibi, düşüncelerimizi ve vaktimizi bile sınırlar içerisinde hapsettiğimizi unutmamak gerek. Umarım ki “Oyun İnceleme – The Pedestrian” makalesi hoşunuza gitmiştir. Keyifli ve Bol Bug’lu Günler Dilerim 🙂

Yasin Erarslan

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.